CAHİLE KARŞI KAZANMANIN ZORLUĞU

Ortak zemin yokluğu: Bir tartışmayı "kazanmak" için iki tarafın da aynı mantık kurallarını, kanıt standartlarını ve entelektüel dürüstlüğü kabul etmesi gerekir. Cahil bunların hiçbirini tanımaz. Sen satranç oynarken o tahtayı devirip "ben kazandım" der.

Dunning-Kruger etkisi: Bir konuda yetersiz olan kişi, yetersizliğinin farkında olamayacak kadar da yetersizdir. Dolayısıyla bilmediğini bilmez, üstelik bildiğinden de son derece emindir. Bu özgüven, dışarıdan bakanlara ikna edici bile görünebilir.

Dogmatik bağlılık: En derin sığınakları, kutsal veya geleneksel metinlere körü körüne bağlılıktır. Bu metinleri tarihsel bağlamından koparır, zamansız ve mutlak doğru kabul eder, hiçbirini sorgulamaya açık görmez. Bilmem kaç bin yıl önceki bir hükmü bugüne birebir uyarlamaya çalışır; bunu yaparken ne tarihsel koşulları ne toplumsal dönüşümü ne de yorumbilimi dikkate alır. Senin "bu şu bağlamda yazıldı" demen, onun için küfre eşdeğerdir. Eleştirel düşünce, dogmanın olduğu yerde nefes alamaz — çünkü sorgulanamaz bir metin karşısında her argüman daha başlamadan kaybetmiştir.

Çıkar ve kimlik odaklı savunma: Cahil, doğruyu değil, işine geleni savunur. Bir bilgi kendi çıkarına, aidiyetine, mezhebine, siyasi kampına veya toplumsal konumuna hizmet ediyorsa onu benimser; etmiyorsa reddeder — kanıtın gücü ne olursa olsun. Bu motivasyonlu muhakemedir (motivated reasoning): önce sonuç belirlenir, sonra o sonuca uyan gerekçeler devşirilir. Yanlış olduğunu bildiği bir şeyi bile bilerek savunur, çünkü geri adım atmak grubuna ihanet, statüsüne tehdit anlamına gelir. Doğruluk onun için entelektüel bir değer değil, sadece işine yaradığında başvurduğu bir araçtır.

Komplo teorisi sığınağı: Cahilin en güçlü silahlarından biri komplo teorileridir. Çünkü komplo teorisi çürütülemez bir yapıya sahiptir: sen kanıt sundukça "işte bunu da gizliyorlar" der; uzmanları gösterdikçe "onlar da sistemin parçası" der; mantıkla yaklaştıkça "sen de uyutulmuşsun" der. Komplo teorisi cahile sonsuz bir kaçış kapısı sunar — her çürütme girişimi, onun gözünde teorinin doğruluğunun yeni bir kanıtına dönüşür. Üstelik komplo teorileri cahile sahte bir entelektüel üstünlük duygusu verir: "Herkes uyuyor, ben uyanığım" hissi, bilgi eksikliğini seçkinlik yanılsamasıyla örter.

Asimetrik savaş: Sen argüman kurmak için emek harcarsın — kaynak gösterirsin, tutarlılık ararsın, nüans eklersin. O ise tek cümleyle, hiçbir temeli olmayan bir iddia atar. Senin bir argümanı çürütmen dakikalar alırken, onun yeni bir saçmalık üretmesi saniyeler alır. Buna Brandolini Yasası denir: "Saçmalığı çürütmek için gereken enerji, onu üretmek için gerekenin kat kat fazlasıdır."

Kaybedecek bir şeyi yoktur: Bilgili kişi itibarını, tutarlılığını, entelektüel onurunu riske atar. Cahilin kaybedecek böyle bir sermayesi yoktur. Bu yüzden pervasızdır.

Mark Twain'in meşhur sözü tam da bunu özetler: "Asla bir aptalla tartışma. Seni kendi seviyesine çeker ve orada tecrübesiyle yener."

Stoik yaklaşım ise meseleyi farklı çözer: Kazanmaya çalışma, uzaklaş. Epiktetos'un dediği gibi, senin kontrolünde olmayan şeylerle — yani başkasının cehaleti ile — uğraşmak enerjini boşa harcamaktır.